Perşembe, Temmuz 2Tarihin Piri
Shadow

HİTİT KADINI

Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Anadolu’nun tüm kültürlerinde, kadının güçlü imgesi, yaratıcılığı ve üretkenliği daima ön planda olmuştur. Bu durum kendi çağında önemli bir devlet olan Hititlerde de aynı seyirdedir. Kadın, tanrıça, kraliçe, eş ve ana kimliklerini tek bünyede barındırabilmiş; söz konusu kimliklerle tarihte izler bırakmıştır.

 

 

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Toplumsal eşitsizliklerin en önemlilerinden birisi kadın ile erkek arasında cinsiyete bağlı olarak ortaya çıkan eşitsizliktir. Bunların nedenlerini ise tarihin derinliklerinde aramak gerekmektedir. Uygarlığın gelişiminde kadınların da katkısının olduğu gerçeğinden hareketle daha iyi ve yaşanabilir bir toplumsal dünyanın kuruluşunda geçmişte kadının ne şekilde ve nasıl rol oynadıklarını ortaya koyabilmek için kadın bakış açısıyla tarihin yeniden ele alınarak yazılması gerekmektedir. Bu düşünce çerçevesinde, çağının uygar toplumları arasında yer alan Hititlerde, kadının gerçek rolü belirlenebilir.

 

Hitit sosyal hayatında kadının rolüne baktığımızda, iki kadın statüsü görmekteyiz: hür kadın ve hür olmayan kadın. Mühürler, kaya anıtları, çanak-çömlekler ve kabartmalardaki kadın figürleri ve benzeri arkeolojik malzeme sadece Hitit üst tabaka kadınını betimlerken, halk kadınıyla ilgili bilgiler çoğunlukla yazılı hukuk belgelerinden elde edilmektedir. Hitit sosyal yaşamında üst tabakada bulunan kadının ismi sık sık anlaşmalarda geçmekle birlikte imza atabilme yetkisine sahiptir. Hitit Kralı I. Şuppiluliuma’nın Doğu Anadolu’da bulunan Hayaşa ülkesinin prensi Hukkana ile yaptığı anlaşmada Hitit saray kadının toplum içindeki yeri ve önemi maddelere eklenmiştir. Söz konusu madde: “Saray kadın(larına) çok dikkatli ol! Hangi saray kadını olursa olsun ister hür bir kadın ister bir cariye kız olsun, ona (sakın) yaklaşma, onun yakınına gitme, ona laf atma! Erkek ve kadın hizmetkârlarında ona yaklaşmasın! Ona karşı çok dikkatli ol! Bir saray (kadını) sana geldiği zaman yoldan (öte yana) uzağa sıçra! Ona yolu boş bırak! Saray kadını konusunda pek çok dikkatli ol!”

 

 

Hitit Sosyal Hayatında Kadın

Hitit kanunlarından, Hitit toplumunda ataerkil bir yapının olduğu ve Hititlerde evlilik kurumunun bütün ataerkil toplumlarda olduğu gibi kadının satın alınması esasına dayandığı ortaya çıkmaktadır. Ancak kadınlar yalnızca kocalarının mülkiyeti olarak görülmez, daha bağımsız bir konuma özgü bazı haklara sahiptiler. Örneğin bir köleyle evlenen özgür doğmuş bir kadın, özgür kadın olarak toplumdaki yerini koruyabilmektedir. Ayrıca Hitit ailesinde kadının serveti de belli ölçüde kanunlarla korunmuştur. Kanunlar anneye oğlunu evlatlıktan reddetme ve yeniden kabul etme hakkı tanımakta, dul kalan kadına da koca mirasından pay vermektedir. Ayrıca erkekte olduğu gibi kadına da boşanma talep etme hakkı mevcuttur.

 



 

Hitit toplumu her ne kadar erkek egemen bir toplum yapısına sahip olsa da kadının toplumda küçümsenmeyecek bir statüsünün olduğu söylenebilir. Hitit kanunlarının bu ifadeleri dışında Hitit toplumunda kadının statüsüne ait bilgilerimiz arazi bağış belgeleri, adak vesikaları gibi birkaç dini metin ile sınırlı kalmaktadır. Bu belgeler, kadın mesleklerinin başında gelen dinsel bir görev olan “rahibelik”in bulunduğunu göstermektedir. Hitit rahibelerinin en yüksek sınıfını “tanrının anası” unvanını taşıyan kadınların meydana getirdiği bu kadınların günlük işlerinin yanı sıra önemli bayramların kutlama törenlerinde ilk sırada yer aldıkları tespit edilmektedir.  Bu rahibelerin başında ise Hitit kraliçeleri bulunmaktadır. Dinsel işlevlerle ilgili olarak kadın şarkıcılar, çalgıcılar ve dansçılarda önemli yer tutmaktaydı. Bunlar arasında bazılarının köle olduğu belgelerde ayrıca belirtilmiştir. Şarkıcı kadınlar sınıfının en meşhurlarının “kanişler” oldukları ve bu kadınların dini ayinlerde şarkı söyleyip dans ettikleri anlaşılmaktadır.  Hititler, diğer Ön Asya kavimlerinde olduğu gibi kehanete, falcılığa, büyü ve sihre önem verdikleri görülmektedir. Burada karşımıza farklı bir kadın figürü olarak büyücü kadınlar çıkmaktadır. Yapılan araştırmalarda büyücü kadınların önemli bir yer tuttuğu ve gerektiğinde kral ve kraliçenin bu kadınlara danışarak hareket ettikleri tespit edilmektedir. Büyücü kadınların dışında Hitit toplumunda bazı kadınların “hekim” sıfatını taşıdığı ve kötü bir durumu iyiye döndürmek amacıyla büyü ayinlerinde aktif rol oynadıkları ortaya çıkmaktadır. Açıklandığı üzere ataerkil bir yapıda olan Hititlerde kadının toplum hayatında aktif bir rol oynadığı ve haklarının kanunlarla garanti altına alınmaya çalışıldığı görülmektedir. Halk kadınının hakları ise tatmin edici olmamakla beraber o dönemin şartları içerisinde değerlendirilmelidir.

 

 

Hitit İç Siyasetinde Kadın

Hitit kadınının devlet hayatında oynadığı rolü tespit edebilmek için Hitit devletinin başkenti olan Hattuşaş(Boğazköy) arşivinin vesikalarından faydalanmak mümkündür. Burada unutmamak gerekir ki, Hitit vesikaları genellikle saray tarafından yazdırılmış olduklarından, Hitit halkını ve toplumunu değil, sadece saray halkını yansıtmaktadır. Belgeler sadece saray kadınları ve kraliyet ailesinin kadın fertlerini kapsamaktadır. Arkeolojik ve filolojik vesikalardan, kralın yanında kraliçenin memleket işlerinde, politikada, dini merasimlerde, vakıf, bağış, yönetmenlik yazdırmak gibi görevlerini, zaman zaman bağımsız olarak yerine getirme yetkisinin olduğu anlaşılmaktadır. Hititlerin kraliçelik kavramı çağının kraliçelerinden ayrılan bir statüye sahiptir. Mısır ve Mezopotamya’da kraliçe, memleketin mutlak hâkimi olan kralın eşi ve karısı iken birtakım dini görevleri dışında, genellikle, resmen politik yetkisi, memleketi hakkında ve halkı üzerinde hükmetme nüfusu olmayan, kralın meşru birinci kadını rolündedir. Hititlerde ise kraliçe, Hitit kralına eşit, dış politikaya karışarak memleketinde hükmetme yetkisi olan, devletlerarası hukukta söz sahibi ve kralın bağımsız bir kadın temsilcisidir.

 

Hititler tıpkı Tabarna/Labarna gibi, ana kraliçelerini de Hattice bir sözcükle, yani kraliçe anlamına gelen Tawananna olarak anılıyorlardı. Kraliçe kraldan sonra gelen ikinci yetkili kişiydi. Nitekim önemli gün ve törenlerde kralın yanında bulunur, kral savaşa gittiğinde törenleri yönetir, kralın küçük yaşta olması halinde ona naiplik ederdi. Hatta kralın dış politika ile ilgili mektuplarında aynı metni yazarak imzasını atardı. Kralla birlikte kullandığı mühürler dışında, onun da kendi mührü vardı ve bu mühür bağımsızlığının simgesiydi.

 

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Kral gibi öldükten sonra kraliçeye de ayinler yapılmaktadır. Politik hiyerarşide kraliçenin önemini cenaze törenlerinde de görülmektedir. Kraliçe için yapılan törenin süresi kralla aynıdır.

 

Hitit kraliçeleri arasında ismini bildiğimiz III. Hattuşili’nin eşi kraliçe Puduhepa, bize Hitit uygarlığında kraliçeye verilen önemin temsilcisi olarak görünür. Belgelerden edinilen bilgiler üzerine; kraliçe Puduhepa, bir kızı evlendirmek, çocukları eniştelerinin yanında çıraklığa vermek, öküzleri himaye etmek, kölelere azatlık imtiyazları vermek gibi ilkler yapmıştır.  Puduhepa’nın devletin dış siyasetinde ne kadar önemli olduğunu 17 yıl devam etmiş olan Kadeş Savaşları’ndan sonra imzalanan barış antlaşmasındaki mührünü görmemizle mümkündür. Ayrıca Mısır firavunu II. Ramses, yapılan barış sonrası üçüncü Hattuşili’ye yirmi altı, Puduhepa’ya ise on üç mektup göndermiştir. Bu mektuplardan birinde 2. Ramses’in Puduhepa’ya yazdığı satırlardan bazıları şunlardır: “…… Kız kardeşime söyle; İşte habercilerim, kız kardeşimin habercileri ile birlikte bana geldiler. Onlar, bana kız kardeşimin, Hattı ülkesinin kralı, büyük kralın iyiliğini bildirdiler. Onlar bana kız kardeşimin iyiliğini, kız kardeşimin oğullarının iyiliğini, ülkelerinin iyiliğini bildirdiler.” Huri kültürünün, dininin günümüze yansıyan Hitit kültürü ve dininde çok etkili olmasında rolü olduğu bilinen bu kraliçe Mısır firavunuyla bu yazışması, diplomatik işlerde başka bir örneği daha görülmeyecek şekilde ‘kız kardeşim’ şeklinde hitap edilecek derecede etkindir.

 

Sonuç olarak, edinilen bilgiler üzerine Anadolu’nun yerli halk unsuru olmayıp sonradan bu coğrafyaya gelen Hititler, bölgede unsur olup var olan siyasi yapıyı toparlayıcı ve reform edici kavim özelliği taşımaktadırlar. Ancak sosyal ve kültürel yapı muhafaza etmeye gayret göstermiş; eski Anadolu halklarının geleneklerine bağlı kalmaya çalışmışlardır. Ayrıca Hititler kendilerine özgü yapıları sayesinde Hitit kadının sosyal ve kültürel hayatta ve çoğu kez de siyasi yaşamda hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Hitit toplumunda veya Hitit ailesinde halk kadınına belirli hakların tanınmış olduğu tespit edilmektedir. Fakat bu haklar Hitit üst tabaka kadınının hakları ile karşılaştırıldığında tatmin edici görünmemektedir. Bu durum, Hititlere has olmayıp tüm ataerkil toplumlarda vardır. Dönemin mevcut sosyal ve siyasi yapısı erkeklerin toplum ve devlet hayatında ön planda olmaları sonucunu doğurmuştur. Ailenin ve toplumun koruyuculuğunu üstlenmiş olan erkeklerin siyasi hayatta da aktif olmaları doğal karşılanmalıdır. Buna nazaran Hitit üst tabaka kadınını temsil eden kraliçelerin de Hitit devletinin siyasi hayatında küçümsenmeyecek derece de etkileri olduğu bilinmektedir. Bu yönüyle Hitit kadını ve özellikle kraliçeler komşu ülke olan Mezopotamya ve Mısır kraliçelerinden tamamen ayrılmaktadırlar.

 

Hitit kraliçeleri, hukuk metinlerinde sözü edilen ve belirli haklara sahip birer birey olarak karşımıza çıktıkları gibi, devlet yönetiminde yetki sahibi, devletin dış politikasında ülkesinin menfaatleri için karar merciindeki diplomat olarak da karşımıza çıkmaktadırlar. Ayrıca  evlilik yolu ile devletin dış politikasında menfaatlerin temin edilmesinde ve karşılıklı dostlukların akrabalık bağıyla kuvvetlendirilmesinde de önemli rol oynamışlardır.

 

 

Kaynakça ve Yazı Sahibi

Pir Tarih:  Rengin Yavuz

 

ALP, Sedat. Hitit Çağında Anadolu, Asır Matbaacılık, İstanbul 2000.

ÇELEBİ, Binnur. Anadolu da Hitit Sosyal Yaşamında Kadının Yeri ve Önemi, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2007.

FONTANİLLE, Isabelle Klock Hititler. Dost Yayınevi, Ankara 2005.

GÜVEN, İsmail. Uygarlık Tarihi, Pegem A Yayıncılık, Ankara 2007.

KILIÇ, Yusuf; DURMUŞ, H. Hande. Hititlerde Kadın ve Siyaset, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, C.26, S.42, 1-15.

MACPUEEN, J.G. Hititler ve Hitit Çağında Anadolu, Arkadaş Yayınevi, Ankara 1999.

ÖZÇELİK, Nazmi. İlk Çağ Tarihi ve Uygarlığı, Nobel Yayınları, Ankara 2006.