CANDAROĞULLARI BEYLİĞİ

Beyliğin Siyasi Hayatı

Candar: “hassa askeri, kılıçlı asker ve idam hükümlerini infaz eden kimse” anlamlarına gelmektedir. Büyük Selçuklu Devleti’nde Candarlar, Selçuklu hükümdarlarının hassa askeri olup, sarayın muhafazasından sorumluydular.

 

 

XIV. yy. başlarında Pafloganya’da yani Kastamonu ve Sinop’da kurulmuş olan beyliğe adını veren Şemseddin Yaman Candar, Anadolu Selçukları ümerasındandır. Osmanlı tarihinde bu Beyliğe İsfendiyaroğulları Beyliği de denilirdi. Candaroğulları, devamlılık ve Osmanlılarla son derece sıkı münasebetleri bakımından (1291-1461 yılları arasında 170 yıl süreli) mühim bir beylik kurmuşlardır. Karamanoğullarından sonra, Dulkadiroğullarıyla beraber en uzun süreli Türkmen beyliği Candaroğullarıdır.

Kuruluş sürecine baktığımızda, Anadolu Selçuklu sultanı II. Mesud (1284-1296) kardeşi Rükneddin Kılıç Arslan ile mücadele ederken esir düşmüş; Moğolların yardımı sonucunda esaretten kurtulabilen Mesud, bu olaylar sırasında kendisine yardımcı olan Şemseddin Yaman Candar’a Kastamonu çevresinde bulunan Eflani’nin idaresini vermiştir. Böylece Candaroğulları Beyliği’nin temeli atılmış oldu (1292).

 

 

Şemseddin Yaman Candar

Beyliğin kurucusu olan ve ona adını veren Candar’ın hangi Türkmen boyuna mensup olduğu belli değildir. Candarlık sıfatını Selçuk sarayına mensup olmasından dolayı alan Şemseddin Yaman, Beyliği süresince İlhanlıların hakimiyetini tanımış ancak Eflani yöresini aşamadan muhtemelen 1308 yılında ölmüş ve yerine oğlu Süleyman Paşa geçmiştir.

 

İbn Neccar Cami; Adil döneminde 1353 yılında yaptırılmıştır.

 

Şemseddin Süleyman Paşa

Şemseddin Yaman Candar’ın ölümü üzerine eski Kastamonu hakimi Muzaffereddin Yavlak Arslan’ın oğlu Hüsameddin Mahmud Bey derhal harekete geçerek Kastamonu’yu ele geçirdi. Süleyman Paşa Eflani’ye geri çekilmek zorunda kaldı. 16 Temmuz 1309’dan önce Kastamonu’ya bir baskın yapmış Mahmud Bey’i tutsak alıp öldürdükten sonra şehri kendisine başkent yapmıştır.

Süleyman Paşa 30 yıldan fazla bir süre Kastamonu’da hükümdarlık yapmış ve Ebu Said Bahadır Han’ın ölümüne (1335) kadar İran Moğollarına tabi durumda kalmıştır. Moğolların Anadolu’daki hakimiyetleri sarsılmaya başladığı sıralarda dahi Süleyman Paşa, Anadolu’ya gelen Moğol veziri Çobanı iyi bir biçimde karşılayarak sadakatini arz etmiş ve bundan faydalanarak da beyliğin sınırlarını genişletmeyi başarmıştır.

1335’de Moğol hükümdarının ölümü ile ortaya çıkan karışıklıklardan yararlanan Süleyman Paşa bağımsızlığını ilan etmiştir. Nitekim hükümdarlığının son beş yılında kestiği sikkelerde “Es-Sültanü’l-azam” unvanını kullanması bunun göstergesidir. I. Süleyman Paşa, komşuları Bizans Osmanlı ve Taceddinoğullarına karşı dengeli bir siyaset takip etti. Batı ve Orta Anadolu’ya doğru fetih teşebbüslerinde bulunmadı. Bununla birlikte çağdaşı olan Orhan Gazi ile aralarında zaman zaman anlaşmazlıklar çıktığı kaynaklarda belirtilmektedir.

Süleyman Paşa döneminin en büyük başarısı, Sinop’un ilhakı ve buna bağlı olarak Karadeniz ticaretini elinde tutan Cenevizlilerle temasa geçilmesidir. Süleyman Paşa 1341 yılında vefat etmiştir.

 

 

Gıyaseddin I. İbrahim

Süleyman Paşa’nın ölümünden sonra yerine büyük oğlu I. İbrahim Paşa 1332’de Sinop’a Bey olmuştur. Memlük sultanı ile iyi ilişkiler içerisinde olduğu anlaşılan İbrahim Paşa’nın en önemli olayı 1341 yılında Venedik ve Ceneviz ile yapılan bir deniz savaşıdır. İbrahim Bey bu savaşta 12 tekne ile güçlü rakiplerini darmadağın ederek birçok gemiyi ele geçirmiştir.

1344 yılında Sinop’ta düzenlenen vakfiyesinde “Emirü’l-Muazzam Sabiü’l-ilm ve Ve’l-Kalem Ve’s-Seyf” unvanlarıyla anılan İbrahim Bey’in ölüm tarihi bilinmemektedir.  İbrahim Bey’in yerine muhtemelen amcası Yakup Bey geçmişse de onun beylik döneminde oluşan olaylar hakkında bilgi yoktur. Yakup Bey’in oğlu Adil’in 1346 yılında beyliğe geçtiği kabul edilmektedir. Uzunca bir süre Candaroğulları Beyliği’nin başında bulunan Adil Bey’in adaletli bir hükümdar olduğu anlaşılmakta fakat dönemin olayları hakkında fazla bir bilgiye rastlanmamaktadır. Adil Bey’in Kastamonu ve Sinop’ta kesilmiş sikkeleri vardır. Belgelere göre kendisi bir harpte vefat etmiştir.

 

Celaleddin Bayezit

Osmanlı tarihinde Kötürüm Bayezit olarak anılan Celaleddin Bayezit Bey, 1362 yılından önce babası Adil Bey’in ölümüyle hükümdar olmuştur. Sert ve haşin tabiatlı bir kimse olduğu anlaşılan C. Bayezit Bey, beyliği dönemi, ortaya çıkan iç ve dış sorunlar huzursuzluk ve çatışmalar içinde geçmiş beylik toprakları ikiye ayrılmıştır. Celaleddin Bayezit, komşuları Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin ve Osmanlı sultanı I. Murat ile mücadelelerde bulunmuştur. Bayezit, memleketin yönetimini küçük oğlu İskender Bey’e vermek niyetindedir. Bu sebeple büyük oğlu Süleyman Şah, babasına kızarak kardeşi İskender’i öldürdükten sonra kaçıp Osmanlılara sığınmıştır. Buna müteakip Beyliğe hakim olmak için Sultan Murat’tan yardım istemiştir. Öte yandan babası Bayezit, oğlu İskender’in öldürülmesi sebebiyle Süleyman Şah’ın biri kız diğeri erkek iki çocuğunu yani kendi torunlarını öldürmekten çekinmemiştir.

 

Gazi Süleyman Paşa Cami; Gazi Süleyman Paşa tarafından 1322 yılında yaptırılmıştır.

 

BEYLİĞİN İKİYE BÖLÜNMESİ

Sultan I. Murat, Süleyman Şah’ın, babasına karşı yardım isteğini kabul ederek Osmanlı kuvvetleri Kastamonu’ya gelerek Celaleddin Bayezit ile savaşmıştır. Bunun üzerine Süleyman Şah, hükümdarlığını ilan etmiştir. Böylece Candaroğulları Beyliği, başkentleri Kastamonu ve Sinop olmak üzere ikiye ayrılmış oldu. Fakat Süleyman Şah’ın hükümdarlığı uzun sürmemiştir. Sultan Murat, Süleyman Bey’i yakalatıp hapsederek Kastamonu koluna son verdi. Osmanlı Sultanının bu hareketi Süleyman Şah’a sadık olan il halkı tarafından hoş karşılanmadı. Bir fırsatını bulup hapisten kaçan Süleyman Şah yandaşlarıyla harekete geçince Osmanlı kuvvetleri Kastamonu’dan ayrılmak zorunda kaldı. Böylece Süleyman Şah yeniden beyliğine kavuştu. Fakat bu gelişmeleri dikkatle izleyen Bayezit, derhal Sinop’tan gelerek Süleyman Şah’ı şehirden uzaklaştırdı ve Kastamonu’ya yeniden hâkim oldu. Bunun üzerine Süleyman Şah, Sultan Murat’a bir elçi gönderip, bundan ikinci kez yardım alarak Kastamonu’ya yeniden hâkim oldu (1384).

 

1. Süleyman Şah

Kötürüm Bayezit’in 1385 yılında ölmesi üzerine Sinop beyliğine oğlu İsfendiyar geçti. Süleyman Paşa ise hamisi olan Osmanlı Devleti ile bir süre iyi geçindi. I. Murat’ın 13862’da yaptığı Karaman seferinde ve I. Kosova savaşında askeri yardımlarda bulundu. Bu dostluk Yıldırım Bayezit’in saltanatının ilk yıllarında da devam etti. Nitekim Yıldırım’a karşı Anadolu Beylikleri arasında yapılan ittifaka Süleyman Paşa katılmamış, hatta Osmanlı padişahına yardım etmiştir. Ancak bir yandan da Yıldırım Bayezit’in Anadolu Birliğini kurma yolundaki başarılarından ürkerek çok geçmeden Osmanlılara karşı düşmanca bir tavır takınmaya başladı bu yüzden Kadı Burhanettin ile bir dostluk anlaşması yaptı ve 1392 yılında Yıldırım’a karşı Karamanoğlu Ali Bey’e yardımda bulundu. Bu son olay Karamanoğulları beyliğini tabiiyeti altına alan Yıldırım Bayezit’in Candaroğullarına karşı tutumun değişmesine sebep oldu. 1391’de Kastamonu üzerine yürüyen Osmanlı padişahı, Kadı Burhaneddin’in araya girmesiyle bu seferden vazgeçti. Ertesi yıl tekrar Kastamonu’yu ilhak teşebbüsünde bulunan Yıldırım’a karşı yine Kadı Burhaneddin ve Karamanoğlu’na başvurduysa da bir sonuç alamadı. Yıldırım Bayezit büyük bir ordu ile Candaroğlu ülkesine girdi ve Süleyman Paşa’yı mağlup ederek öldürdü. Böylece Candaroğulları Beyliği’nin Kastamonu Şubesi Osmanlı topraklarına katılmış oldu (1392).

 

Kötürüm Bayezit Cami; Bayezit Bey tarafından 14. yy. da yaptırılmıştır.

 

İsfendiyar Bey

İsfendiyar Bey, Ankara Savaşı’nın (1402) sonuna kadar Sinop’ta hükümdar oldu. O, Anadolu’da geniş istila hareketinde bulunun Yıldırım Bayezit’le Sinop kendisinde kalmak üzere, bir anlaşma yaptı. Özellikle Anadolu beylerinden memleketleri Yıldırım Bayezit’in eline geçen birçok beyler, kendisinin yanına gelmişlerse de onları Doğu Anadolu’ya gelen Timur’un yanına gitmeye teşvik etmiş ve böylece Batezit’den kendini korumayı başarmıştır.

İsfendiyar Bey, Ankara Savaşından sonra İzmir’e yönelen Timur’un yanına gelerek ona değerli armağanlar takdim etmiş ve tabii olarak, Kastamonu, Çankırı, Kalecik ve Tosya yani eski Candarlı Beyliği torakları kendisine verilerek sınırlarını genişletmiştir. İsfendiyar Bey, Yıldırım Bayezit’in şehzadeleri arasındaki saltanat çatışmalarında, kendisine zarar gelmeyecek şekilde mahirane bir siyaset izleyerek siyasetine uygun düşen tarafı seçmiştir. İsfendiyar Bey Yıldırım Bayezit zamanında ele geçirdiği Samsun ve çevresi, Ankara Savaşından sonra eski hakimlerinin eline düşüp bunlarında birbirleriyle uğraşmalarını fırsat bilerek Bafra’yı ve bir süre sonra da Müslüman Samsun’u ele geçirmiştir (1418).

 

Beyliğin Parçalanması

Çelebi Mehmet’in 1416 da Eflak üzerine yaptığı seferde Osmanlı padişahının isteği üzerine İsfendiyar Bey, oğlu Kasım Bey’le birlikte yardımcı asker göndermiştir. İsfendiyar Bey, Çankırı, Kalecik, Tosya’yı en çok sevdiği oğlu Hızır Bey’e vermek isteğinden dolayı İsfendiyar’ın büyük oğlu babasının bu hareketine gücenerek Eflak seferinden Kastamonu’ya dönmedi. Babasının kardeşine vermek istediği yerlerin kendisine verilerek Osmanlı himayesinde bulunması talebini Çelebi Mehmet, kabul etti. İsfendiyar Bey oğlunun oynadığı oyuna karşı çıkacak güçte olmadığından Çankırı, Kalecik ve Tosya’yı Kasım Bey’e değil Osmanlı hükümdarına verdiğini bildirdi. Bunun üzerine Çelebi Mehmet Çankırı’yı Kasım Bey’e veri diğer yerleri mülküne kattı. Osmanlının Samsun’u işgal etmesi üzerine İsfendiyar Bey oğlu Hızır Bey Müslüman Samsun’u Çelebi Mehmet’e teslim etti. Çelebi Mehmet Hızır Bey’e kendi hizmetinde kalmasını teklif ettiyse de Hızır Bey memleketin parçalanmasına sebep olan Kasım Beyle bir arada bulunmak istemediğini söyleyerek babasının yanına döndü. Bu suretle Candar Beyliğinin hududu Doğu’da Sinop, Güney’de Ilgaz, Batı’da ise Araç kasabasının doğusunda olmak üzere çok küçüldü. İsfendiyar Bey 70 yaşını geçkin olarak vefat etmiştir. İsfendiyar Bey ölünce yerine oğlu İbrahim geçti. Taceddin unvanını alan bu hükümdar zamanında önemli bir hadise olmadı. II. Murat’ın eniştesi ve kayınpederi olan Taceddin İbrahim Bey 1443 yılında Sinop’ta öldü. Ve yerine küçük oğlu İsmail geçti.

 

İsmail Bey Cami; İsmail Bey tarafından 1454 yılında yaptırılmıştır.

 

İsmail Bey

Kemaleddin unvanıyla anılan İsmail Bey zamanında bir iktidar buhranı ortaya çıktı. İsmail Bey hükümdarlığının ilk yıllarında kardeşi Kızıl Ahmet’le uğraştı. Osmanlılara başvuran Kızıl Ahmet beylik için gerekli desteği alamadı. Sadece Bolu sancağını elde edebildi. 1444 yılında İsmail Bey II. Murat’a elçi ve hediyeler göndererek dostluğunu pekiştirdi. Dostluğunu sürdüren İsmail Bey İstanbul fethinde askeri yardımda bulunmuş. Bir rivayete göre bizzat savaşa katılmıştır. İstanbul fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in Anadolu birliği politikasından Candaroğulları beyliği de etkilendi. İsmail Bey müttefik bulmak için Trabzon-Rum imparatorunu aracı yaparak Batı Hristiyan dünyası ile temasa geçmişti. Fakat Fatih Sultan Mehmet’in önce Kastamonu sonra da Sinop’u alarak Candaroğlu Beyliğini topraklarına ilhak etmesi üzerine bu teşebbüsten bir sonuç alamadı. Sinop’ da Fatih’in huzuruna çıkan İsmail Bey Osmanlı padişahının iltifatına mazhar oldu. Anadolu da kalması mahzurlu İsmail Bey Filibe’ye nakil edildi ve 1479 yılında orada öldü.

 

Kızıl Ahmet

İsmail Bey’in yerine Candaroğulları’nın başına 1461 yılında Osmanlı himayesinde Kızıl Ahmet Bey geçti. Fakat bunun beyliği tamamen görünüşte kaldı ve çok kısa sürdü. Çünkü Fatih, kızıl Ahmet’e Mora sancağını vererek Candaroğulları Beyliği’ni kesin olarak ilhak etti. Ancak Kızıl Ahmet Mora’ya gitmeyerek önce Karamanoğlu İbrahim Bey’e sonra da Uzun Hasan’a sığındı. Fatih- Uzun Hasan rekabetinin gelişmesinde önemli rol oynayan Kızıl Ahmet Otlukbeli Meydan Savaşı’nı çıkmasına sebep olanlardandır. Savaşın Osmanlılar lehine sonuçlanması üzerine Kızıl Ahmet bir süre daha Uzun Hasan’ın yanında kaldı ve II. Bayezit zamanında Osmanlı Devleti’ne iltica etti. Bundan sonra ki hayatı hakkında bilgi bulunmayan Kızıl Ahmet’in ölüm tarihi de belli değildir. Oğlu Mehmet Bey ikinci Bayezit’in kızlarından biriyle evlendi. II. Selim ve III. Murat dönemlerine nüfuslu şahsiyetlerinden Şemsi Ahmet Paşa, Mehmet Bey’in oğludur.

 

KÜLTÜR VE MEDENİYET

Dağlık bir alanda kurulan beylik, Karamanoğullarından sonra Anadolu Beyliklerinin en uzun ömürlü olanıdır. Bu beylikte sosyal hayat, köylü ve şehirlilerin hayatı olarak iki grupta ele alınabilir. Köylüler tarım ve hayvancılıkla uğraşırken şehirli nüfus ticaret ve sanatla meşgul oluyordu.

Candaroğulları Beyliği ekonomik bakımından iyi bir konumda bulunuyordu çünkü Karadeniz’in en iyi liman şehirlerinden olan Sinop bu beyliğin elinde bulunuyordu. Burası hem ihracat limanı hem de gemi tersanesinin bulunduğu bir yerdi. Beyliğin en önemli ihraç maddelerini bakır ve demir teşkil ediyordu.

Candaroğulları hükümdarlarının alimleri himaye etmesi çeşitli eserlerin kaleme alınmasına vesile olmuştur. Candaroğulları adına Kastamonu, Sinop ve kasabalarında birçok mimari eser, cami, türbe, kütüphane, hastane inşa edilmiştir. Yazma eserler Süleyman Paşa adına İntihab-ı Süleyman’i, İbrahim Bey adına Hülasat-üt Tıp, İsmail Bey adına Hiyar-ül Ahyar ve Ve’l Eşar ismiyle Yunus b. Halil tarafından telif olunan eser ve yine İsmail Bey adına olarak Sinoplu Halil oğlu Müminin kaleme aldığı göz hastalıklarına dair “Miftah-un Mur ve Hazainüs-surür” isimli eser şimdiye kadar Candaroğulları adına yazılmış eserler olarak bilinmektedir.

Candaroğlu devri mimari eserleri arasında Kastamonu’da İbn Neccar (eligüzel) Cami, Safranbolu’da Gazi Süleyman Paşa Cami, Sinop’ta Kötürüm Bayezit Cami ve sarayı ile İbrahim Bey ve oğlu İsmail Bey’e ait Kastamonu da cami, medrese, kütüphane, mektep ve imaret zikredilebilir.

 

 

Kaynak ve Yazı Sahibi   

Pir Tarih: Rengin Yavuz

 

Ali SEVİM-Yaşar YÜCEL, Türkiye Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1. Cilt, Ankara, 1990.

İ. Hakkı UZUNÇARŞILI, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 3. Baskı, Ankara, 1983.

Mecdud MANSUROĞLU, İslam Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basımevi, “Candaroğulları Maddesi”, 1. Cilt, 1977.

Nuri YAVUZ, Anadolu Beylikleri Dönemi, Nobel Yayın Dağıtımı, 3. Baskı, İstanbul, Şubat 2010.

Osmanlı Ansiklopedisi, İz Yayıncılık, 1.Cilt, İstanbul, 1996.

Yaşar YÜCEL, İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı, “Candaroğulları Maddesi”, 7. Cilt, İstanbul, 1993.

Yılmaz ÖZTUNA, Büyük Tarih Ansiklopedisi, 1. Cilt, Ankara, Şubat 1992.