Shadow

1917 BOLŞEVİK İHTİLALİ

“Her devrimin temel sorunu, iktidar sorunudur.

Bu sorun aydınlatılmadıkça devriminde kendi rolünü bilinçli

bir biçimde oynamak ve hele devrimi yönetmek söz konusu bile olamaz”

LENİN

 

Ekim Devrimi, Sovyet Devrimi, Şubat Devrimi diye bilinen Bolşevik Devrimi; Fransız İhtilalinden sonra dünya tarihinin en önemli ihtilali olarak gösterilmektedir. Ekonomik eşitliği, toplumu ve kolektif mülkiyeti öne çıkaran Marksist dünya görüşünü getiren bir ihtilaldir. Öncülüğünü Lenin, Zinovyev ve Kamenev yapmıştır.

 

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

19. yüzyıldan itibaren çöküşü başlayan Rusya İmparatorluğu ihtilalci örgütlerin propagandası ile çalkalanmaktadır. Avrupa’dan Rusya’ya doğru yayılan Sosyalist düşünceler kısa zamanda Çarlıktan nefret eden gruplarca benimsenmiş; devrimci örgütler tarafından 1881 yılında Çar II. Aleksandr’a karşı bir suikast düzenlenmiştir. 20. yüzyılın başlarında ise, Çarlık Rusya’sında etkili olan otoratik rejim, I. Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileri, imparatorluktaki farklı ulusların gördüğü baskıcı yönetim, Rusya’nın Japonya ile girdiği savaş, ekonominin gittikçe kötüye gitmesi ve buna bağlı olarak hayat şartlarının ağırlaşması gibi sebepler, köylü ayaklanmaları, toplu grevler doğurmuştur. İsyancılar, Çarlığın varlığına son verirken Bolşevikleri beklemedikleri bir anda iktidara taşımıştır. Böylece dünya tarihinde ilk kez sosyalist bir devlet kurulmuştur.

 

İhtilal Öncesinde Rusya’ Da Genel Durum

Rusya 1917 yılına ülke içindeki birçok sorunla başlamıştı. Uzayıp giden I. Dünya Savaşı’nın ülke ekonomisine zarar vermiş, bu durumdan en çok etkilenen halkın ise Çarlığa karşı aldığı tavır almasına neden olmuştur. Söz konusu durumu kullanan ihtilalci gruplar isyan kıvılcımına çevirmek için durmadan propaganda yürütmüşlerdir. Ülkenin her tarafını grev dalgası bürünürken sokaklara savaşın durması için gösteriler yapılıyordu. Bütün itiraz ve taleplere rağmen devam eden Savaş, Şubat ayının sonlarına doğru sokak çatışmalarının şiddetlenmesiyle sonuçlanmış; bazı ordu yetkilileri isyancılar tarafında yer almıştır. Silahlı kalabalık kısa zamanda devlete ait önemli binaları ele geçirerek bakanların bulunduğu Marinski sarayını kuşatmıştı. İşin ciddiyetini anlayan Çar Nikola Petrograd’dan kaçmak zorunda kalmış, başkentin isyancıların eline geçmesiyle de devrim gerçekleşmiştir. Buna müteakip kurulan geçici bir hükümetin başkanlığına Prens Lvov getirilmiştir. Ancak devrim halk nazarında iyileşmeler getirmemiştir. Toparlanamayan ülke ekonomisiyle birlikte fabrikalar kapanmaya ürün fiyatları artmaya devam etmiştir.

 



Kurulan geçici Hükümet ülkeyi ekonomik buhrandan kurtarmanın yollarını ararken doğru dürüst bir politika bile üretemez hale gelmiştir. Savaşın bitmesi için başlayan grevler, savaş bitiminde işgünü koşulları için ve kötü yaşam şartları için devam etmiştir. Bunu ordu içindeki hoşnutsuzluk takip etmiştir. Savaş hatlarında ölüm cezalarının yeniden uygulamaya konulacağı ve asi alayların dağıtılacağı konusunda söylentiler, ordu içinde bir öfke ve panik havası yaratmıştır. Şehir hayatındaki kargaşalarla birlikte köylerden sık sık isyan haberleri gelmiştir. Köylüler toprak ağalarının evlerini yakıp gasp ederken, kimi zaman birtakım cinayetler işlemişlerdir.

 

Bolşevik İhtilali’nin Gelişimi

Rusya, bilindiği üzere mutlak monarşiyle yönetilmekteydi. Ancak, özellikle 19. yüzyılın ortalarından itibaren, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısının bir sonucu olarak, yönetime karşı çeşitli olaylar meydana gelmeye başlamıştı.  Bu yüzyılın sonlarına doğru ülkede Marksizm gittikçe güçlenirken 20. yüzyılın başlarında ise, Marksizm’in gelişmesi için yoğun girişimlerde bulunulmuştur. Bunların sonucu olarak Ocak 1905’te Petersburg’ta bir ayaklanma başlamıştır.             Bastırılan ayaklanma sonucunda Çar, “Duma” adı verilen meclisin toplanmasını kabul etmek zorunda kalmıştı. Ancak hükümet ile meclis arasında yaşanan çekişmelerle birlikte ülkede ihtilalci düşünceler durmadan gelişmeye devam etmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda uğranılan yenilgiler ve savaşın getirdiği güçlükler, Rusya’da iç gerginliği daha da çoğaltmıştı. Bunların sonucu olarak, 8 Mart 1917’de, Petersburg’da halk gösterilere başlamış ve iki gün sonra olaylar gerçek bir ihtilal halini almıştır.

12 Mart (Rus takvimine göre 27 Şubat)’ta Petersburg’da “İşçilerin ve Askerlerin Sovyet’i” kurulmuş akabinde hükümet görevini üstüne aldığını ilan etmiştir. Bunlarla Duma arasında yapılan görüşmelerden sonra, 14 Mart 1917’de, geçici bir hükümetin kurulmasına ve Çar’ın istifa etmesine karar verilmiştir. Geçici hükümetin kurulmasından sonra da Çar II. Nikola tahttan çekilmek zorunda kalmıştır. Geçici Hükümet döneminde de Rusya’da çeşitli olaylar meydana gelmiştir. Temmuz ayında başbakan olan Kerensky, 14 Eylül 1917’de, Cumhuriyet’i ilan etmiştir. Ancak karışıklıklar sürmüştür. Bolşevikler, olaylardan yararlanarak Troçki’nin liderliğinde bir “Askeri İhtilal Komitesi” kurarak, 7 Kasım (Rus takvimine göre 25 Ekim) 1917’de, yeniden ayaklanmışlar ve bu defa iktidarı ele geçirmişlerdir. 8 Kasım’da da Lenin Petersburg’a gelmiştir. Böylece Rusya’da Bolşevik rejimi başlamış oldu. Lenin’in başkanlığındaki hükümet, dış politikada ilk iş olarak, Çarlık yönetiminin yapmış olduğu gizli anlaşmaları açıklamış ve Rusya’nın Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilmesine karar vermiştir. Bunun sonucunda Almanya ve müttefikleri ile Rusya arasında, 3 Mart 1918’de, Brest-Litovsk Andlaşması yapılmıştır.

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Sovyet Rusya, Almanya ve müttefikleriyle barış yaparak savaştan çıktıktan sonra çeşitli iç karışıklıklarla karşılaşmıştır. Diğer yandan, Rusya cephesinin kapanmasıyla Almanların Batı cephesinde tehlikeli hale geleceğini gören Müttefik Devletler, kendileri Rusya’da bir cephe açmaya karar vermişlerdir. Bu sıralarda da Rusya’da, Bolşeviklerle Çarlık taraftarları arasında, iç savaş başlamıştır. Bunun üzerine İngilizler Arhangelks’e, Fransızlar Odessa’ya, Japonlar Vladivostok’a asker çıkardılar. 1918 Eylül ayında Amerika Birleşik Devletleri de Japonya ile birlikte, Doğu Sibirya’ya kuvvet gönderdi. Bunlar iç savaşta Bolşeviklerin aleyhinde olanları korudular. Ancak Batılıların bu çabaları bir sonuç vermedi. Bolşevikler 1921 yılında iç mücadeleyi kazanmıştır.

 

 

1924’te Lenin’in ölümünden sonra iktidarı eline alan Stalin, Rusya’yı ileri sanayileşmiş sosyalist bir ülke haline getirmek üzere ekonomik sorunlar üzerine eğilmiştir. 1933’ten sonra Hitler Almanya’sının gelişmeye ve çevresini tehdit etmeye başlaması Sovyet Rusya’da endişe yaratmıştır. Bununla beraber Sovyetler, görünüşte silahsızlanmayı istemeye başlamışlardır. Gelişen Avrupa olaylarına bir bakıma seyirci kalmayı uygun bulan Sovyet ileri gelenlerine göre, kapitalist devletler ile faşist devletler arasında çıkacak bir savaş her iki tarafı da yıpratacak, sonunda dinç kalacak Sovyetler, dünya ihtilali amaçlarına ulaşacaktır. Bu düşüncenin sonucu olarak Sovyetler, yeni bir dış politika izlemeye başlamışlardır. Almanlar ile görüşmeye girişen Sovyetler, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde de onlarla bir anlaşma imzalamıştır.

 

Bolşevik İhtilali’ Nin Türkiye’ye Etkisi

Birinci Dünya Savaşı’nda, İngiltere ve Fransa; Almanya’yı mağlup etmek maksadıyla, Osmanlı Devleti’ni bir an evvel harp dışı bırakmak ve Rusya’ya yardım yolunu açık tutmak için Çanakkale’ye saldırdılar. Fakat 1915 yılında Çanakkale’de büyük bir mağlubiyete uğradılar. Dolayısıyla, Rusya’ya yardım gitmemesi, Çarlık ordularının Almanlara yenilmesi ve derinleşen iç siyasi kriz Bolşeviklere ihtilal için uygun zemini yaratmış oldu. Türklerin Çanakkale zaferi dolaylı da olsa, Bolşevik İhtilali’nin hazırlayan önemli faktörlerden biri olmuştur. Ekim İhtilali’nin ilk olumlu hareketi, Kamenev vasıtasıyla Rus askerlerinin Anadolu’dan çekileceğini bildirmesi olmuştur. 3 Mart 1918 Brest-Litovsk anlaşmasıyla da Bolşevikler Karadeniz ve Doğu Anadolu’dan çekilerek, Çarlık Rusya’nın Türkiye üzerindeki iddialarından vazgeçerek, hatta Batum-Karsı-Ardahan sancaklarını geri vererek, Doğu cephesinde Milli Mücadele için müsait zemin hazırlamıştır. Böylece dolaylı olsa da karşılıklı işbirliği zemini oluşmuştur.

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

İngiliz ve Fransız emperyalizmi ideolojik nedenlerle Lenin’in liderliğindeki Bolşevik rejimine; siyasi iktisadi ve stratejik sebeplerle de Mustafa Kemal önderliğindeki Milli Mücadeleye düşmandı. Düşmanın ortak olması, siyasi yalnızlıktan kurtulmak isteyen Lenin ve Mustafa Kemal arasında, iki tarafın menfaatlerini korumaya dönük konjonktürel bir yakınlaşma ve dayanışmaya yol açtı. Bu dostluk, Rusya için üç bakımdan doğru ve önemliydi. İlk olarak Bolşeviklerin, “ezilen-sömürülen” halklara yardım çerçevesinde Türk Milli Mücadelesine yardım ve destek vermeleri ideolojileri itibariyle doğruydu. İkinci bir sebep ise; Rusya’nın güneyinde, İstanbul’dan Kafkasya’ya kadar uzanan bağımsız bir Türkiye’nin bulunması Bolşeviklerin güvenliği için de gerekli olması yönünden doğruydu. Üçüncüsü ilerde Anadolu’nun Bolşevik olma ihtimali, ilerde İslam dünyasında Bolşevizm’in kabul görmesi için önemli bir imkan yaratabilirdi. Bu dayanışma ve dostluk Ankara’ya önemli faydalar sağlıyordu. Her şeyden önce Doğu cephesinin güvenliği sağlanmış oluyordu. Artık Batı cephesine asker kaydırabilirdi. Kafkasya’da, İngiltere’nin himayesinde Türkiye ve Rusya karşıtı bir blok oluşması engellendi. Ankara, diplomatik yalnızlıktan kurtuldu. Milli Mücadele’ye Bolşeviklerin silah, cephane ve askeri malzeme yardımı sağlandı. Türkistan’da Milli Mücadele’ye yardım için toplanan paralar Moskova yoluyla Ankara’ya ulaştırıldı. Bu dostluk, 16 Mart 1921’de Moskova Anlaşması’nın imzalanmasıyla iyice perçinlenmiş oldu.

 

 

Sonuç

Rusya’nın yukarıda teferruatlıca anlatıldığı dönemde içinde bulunduğu duruma bakıldığında, bütün şartların Bolşeviklerin lehine olduğu, bu nedenle de Ekim Devrimi’nin Lenin’in bile tahmin etmediği bir hızla gelişip gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Şubat İhtilali ülke ekonomisinin, sosyal hayatın ve askeri sistemin çökmesine rağmen, Çar ve taraftarlarının ısrarla I. Dünya Savaşı’nı sürdürmesi sonucu patlak vermişti. Çarlığın sona ermesi ile Geçici Hükümet adıyla kurulan sosyalist ağırlıklı hükümetin de bu savaşı sürdürmesi, kısa zaman içinde halk arasında yeni arayışların doğmasına neden olmuştur.



1. Dünya Savaşı’nın taraflarından biri olan Almanya’nın Rus cephesindeki savaşı bitirmeye çalıştığı, bu yüzden Bolşevik önder Lenin’le sıkı bir çalışma içinde olduğu tarihi bir gerçek olarak bilinmektedir. Nitekim Lenin’le defalarca görüşen Alman hükümetinin, Bolşevik önderin Rusya’ya geri dönmesinde faal bir rol oynadığı, bunun karşılığında ise bir ihtilal sonucu Rus cephesindeki savaşın duracağını ümit ettiği anlaşılmaktadır. Lenin kendisine yardımcı olan Alman hükümetinin beklentilerini boşa çıkarmamış, iktidarı ele geçirmelerinden bir süre sonra Brest Litovsk anlaşması ile bazı tavizler karşılığında Alman cephesindeki savaşı durdurmuştur. Gerçekten de o sırada savaşı durdurmak Bolşeviklerin işine yaramıştır. Nitekim hem verdikleri sözü yerine yetirmiş hem de ülke içinde rakip güçlere karşı mücadeleyi sürdürebilmişlerdir. Hiç kuşkusuz Ekim İhtilali’nin gerçekleşmesinde Lenin’in rolü çok büyük olmuştur. Öyle ki çok yakın arkadaşlarının daha ılımlı çıkışlarına rağmen, Lenin iktidarın devrilmesinden ve tüm yetkilerin Bolşeviklerin kuracağı bir hükümete verilmesinden başka bir şey düşünmemiştir. Bu düşüncesini gerçekleştirmek için en yakın arkadaşlarını bile saf dışı etmiş, kendi bildiği doğrulardan vazgeçmemiştir. İktidarla yapılacak herhangi bir anlaşmayı şerefsizlik olarak adlandıran Lenin devrimden seçeneklerinin olmadığını arkadaşlarına sürekli telkin etmiştir.

20. yüzyıl siyasi tarihinin en önemli devrimlerinden biri olan Ekim Devrimi’nin etkisi, daha sonraki yıllarda dünyanın değişik bölgelerine de sıçramıştır. Özellikle ekonomik güçlük yaşayan Doğu ve Uzakdoğu toplumlarında, yerel iktidarlara karşı gelen grupların Sovyet Rusya’ya özenerek isyan ettiği, hatta bazı devletlerde Komünist yönetim sisteminin kurulduğu görülmüştür. Bolşevik ihtilali hâlâ Rusya’da coşkuyla kutlanmaktadır.

 

 

 

 

Kaynak ve Yazı Sahibi

Pir Tarih: Rengin Yavuz

 

CARR, Edward Hallet. Sovyet Rusya Tarihi Bolşevik Devrimi, C. I-II-III, (Çev. Orhan Suda), Metis Yay., İstanbul, 1989.

CAŞIN, M. Hakkı. Rus İmparatorluk Stratejisi, Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yay., Ankara, 2002.

GAZETEM (Ruaya’nın İlk Türkçe Gazetesi). “ Bolşevik Devrimi’nin 90. Yıldönümü Kutlandı”, 13 Kasım 2007.

KOÇYİĞİT, Recep. 1917 Bolşevik Devrimi’nin Osmanlı Mebuslar Meclisi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Yankıları, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 2006.

KODAMAN, Bayram. “Bolşevik İhtilali ve Türkiye”, Sosyal Bilimler Dergisi, SDÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları, Sa.25, Yıl: 2012.

LENİN, V.İ. Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi, Eriş Yay., 2007.

SADIKOV, Ramin. Şubat Devriminden Sonra Rusya’da İktidar Mücadelesi: Ekim Devrimi’ne Giden Yol, (Yayını Verilmemiş, Pdf Dosyası).

UÇAROL, Rıfat. Siyasi Tarih, (Pdf Dosyası).

YERASİMOS, Stefanos. Türk-Sovyet İlişkileri Ekim Devrimi’nden “Milli Mücadele”ye, Gözlem Yay., İstanbul, 1979.