HZ. DAVUD VE CALUT

Yaşanan hadiseye geçmeden önce, kişileri tanımakta yarar var. Hz. Davud, babası peygamber Yesse’nin (Tevat’ta Samuel’in) sekiz çocuğundan sonuncusu, dönemin İsrail Kralı olan Talût’un ise (Tevrat’ta Saul’un) silahşörlerinden biriydi. Yirmili yaşlarında, daha öncesinde çoban olan ve soylu bir aileden gelmeyen birisiydi.

Calut ise, (Tevrat’ta Golyat) Fillistinliler içinde nam salmış bir savaşçıydı. Anormal boyutlarda, yaklaşık üç metre olduğu rivayet edilen ve gençliğinden beri savaşçılık alanında kendini gösteren-göstermiş birisiydi.

 

 

Yaşanan odur ki, İsrailoğullarıyla Filistinliler arasında bir savaş meydanında Calut, kendisiyle kırk gün boyunca dövüşebilecek bir İsrailli’yi savaş meydanına çağırır fakat hiç bir İsrailli kendisinin dev cüssesinden ötürü bu davete icabet etmeye cesaret edemez.

O sıralarda henüz ergen bir çocuk olan ve savaşta ki görevi geri hizmette olan Davut, gönüllü olur. Bu kararına gerekçe olarak, yaşı ya da yaşından dolayı kanının deli akması gösterilebilir. Kral Talut, Davut’un cesaretine hayrandır fakat onu vazgeçirmek ister. Davut bunu kabul etmez. Daha çok bir tecrübesizliğin ya da yaşının verdiği bir cesaretten ziyade kendisinde ki kararlılığın, müthiş bir inanç olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunu gören Talut, Davut’un vazgeçmeyeceğini anladığından dolayı ona bir zırh ve silah sunar fakat Davut bunu da kabul etmez.

Burada bir durumu göz ardı etmemek gerekir. Zırh ve silahları kabul etmemesinin bir diğer sebebi de, kendisinin çoban olarak yetişmesinden dolayı olabilir çünkü bu durum onun, zırh ve silahlar ile rahat edememiş olabileceğini ortaya koymaktadır. Her ne kadar, silahşör olarak hayatına devam etse de bu tarz giyim şekli, onun rahat hareket etmesini önlemiş olabilir.

 

Olayın kalanını Tevrat’tan okuyalım;

Davud böylece bir sapan ve taşla Filistinliye [Calut’a] galip geldi; elinde bir kılıç bulunmaksızın Filistinliyi [Calut’u] yere yıktı ve onu öldürdü. Davud koştu ve onun üzerine çıktı. Filistinlinin kılıcını aldı ve kınından çıkardı. Onu öldürdükten sonra, kılıçla kafasını kesti.

Samuel 17: 50-51

 

 

Buradan da anlaşıldığı üzere normal bir savaşçı gibi meydana çıkmamış, seçtiği bir çakıl ve yanına aldığı bir sapanla birebir dövüşten kaçınarak (ki bu doğru bir hamledir cüsse farkı göz önüne alındığında) sapan vasıtasıyla attığı taşla Calut’u alnından vurup yüzüstü yere indirmiştir. Sonrasında kılıcını alıp Calut’un kellesini kesmiş ve zaferini nihayetlendirmiştir.

 

Yaşan olay Kur’an-ı Kerim de ise;

“Davud, Calut’u öldürdü; ve Allah ona mülk ve hikmet verdi, ve ona dilediği şeylerden öğretti.”

Bakara 251

şeklinde yer almaktadır. Olaydan sonra ise namı yayılan Davut, İsrail’in ikinci ve en büyük  Kralı olur ve yaklaşık kırk yıl hüküm sürer.

   Kaynakça

Kur’an-ı Kerim : Bakara 251

Tevrat : Samuel 17: 50-51

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir